Uff sıkıldım, puff bunaldım.. Ne sıkıcı bir gün Allah'ım.. Bugün bitmez, bitse de nasıl biter.. Akşam olsa da eve gitsek..
Görüyorsunuz yukarıdaki klişeleşmiş cümleleri, bize ne kadar aşina, ne kadar dilimize yapışmış, tabiri caizse pelesenk olmuş, hatta
ezberimiz olmaktan çıkıp bir alarm gibi kurulmuş beynimize.. Günün belirli saatlerinde söyleyiveriyoruz, bazen farkında bile olmadan, neden sıkıldığımızı neden bunaldığımızı bile bilmeden..
Bazen bu cümleleri istemsiz kurduğumun farkına varıyorum ve durup bi an düşündüğümde, kalıyorum iki arada bir derede.. O anda kendime şu soruyu yöneltiyorum; "Acaba hayattan mı sıkıldım yoksa kendimden mi?", diye.. İkiside ne feci di mi? O anda kendimde hangi cevabı bulursam bulayım farketmiyor, yinede aynı acıyı çekiyorum.
Aslında her okuduğumuzda, her söylediğimizde sıkılmak eylemi bize ne kadar basit görünüyor olsada altında bize somurtan o kadar yoğun bir anlam var ki.. İşte biz hiç bir zaman bu anlamın farkına varamıyoruz. Hal böyle olunca, hayatımızda nedenini bile bilmediğimiz, düşük bir ihtimalle bilsekte nedeninden kaçındığımız, düzeltmek için, yenilenmek için hiç bir şey yapmadığımız çok can sıkıcı şeyler var. Hiç öyle somurtmayın, bu acı ve gerçek..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder