24 Mart 2012 Cumartesi

Bab-ı Esrar


      Çok sevdiğim arkadaşım Aslı'dan okumak için ödünç aldığım, okuma süresi biraz uzun sürsede nihayet bitirebildiğim Bab-ı Esrar'dan bahsedeceğim pu postta.
    
     Ahmet Ümit'in okuduğum ilk kitabıydı.. Aslında kitabı okumamdaki en büyük etken ismi oldu. "Babı-ı Esrar (Sırlar Kapısı)", benim için gerçekten cezbedici bir isimdi. Maalesef kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

     Kitabı okumamdaki ikinci neden ise Hz. Mevlana ve Hz. Şems'in yaşamlarından, aşklarından parçalar sunmasıydı.

     Ahmet Ümit Hz. Mevlana ve Hz. Şems'in arasındaki ilişkiyi farklı bir boyutla farklı bir içerikle anlatmaya çalışmış. Ne yazık ki bunda da pek başarılı olduğu söylenemez. Hz. Mevlana ve Hz. Şems'in hayatını daha önceden okuduğum bildiğim kadarıyla, bu kitapta onlarla ilgili farklı şeyler anlatılmış. Kimya Hatun'un Şerms'le zorla evlendiğinden, Alaeddin'e aşık olduğundan ve Kimya Hatun'un Hz. Şems'i aldattığından hatta Kimya Hatun'un Hz. Şems yüzünden öldüğünden dem vurmuş, bunları açığa çıkarmaya çalışmış.

     Kitabın tasavvufla hiç mi hiç alakası yok, zaten bilgilendirici bir kitapta değil, yer yer sıkıldım, ve bu yüzden geç bitirdiğim kitaplardan biri oldu.

     Kitabın konusuna göre, Karen Kimya Greenwood, Konya'lı Türk bir babanın ve İngiliz bir annenin çocuğudur, babası bir dervişken Konya'da annesiyle tanışır ve onunla evlenerek İngiltereye gider. Kimya 12 yaşındayken ailesini terkeder ve bir sufiyle birlikte Pakistan'a yeniden ilahi aşkı aramaya gider. Kimya Hanım, babası onları terkedip bir adamın peşinden gittiği için babasına çok kızgındır. Yıllar sonra bir iş için Konya'ya yolu düşer, ve rüyalarında Hz. Şems ve Hz Mevlana
arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışır. Bir yandan da işiyle ilgili gelişmeler anlatılır.


    Eğer Hz Şems ve Hz Mevlana kitaba dahil edilmeseydi konu ve anlatım olarak güzel bir kitap diyebilirdim; okumaya değer diyebilirdim. Sadece kitabın son kısmında, Kimya Hanım'ın rüyasında babasıyla buluşmasını ve onu affetmesini beğendim, o rüyadan sonrada babasının öldüğü haberi geldi zaten.
 


Arka Kapak
"Ahmet Ümit'ın son romanı, Bab-ı Esrar...Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için… Yedi yüz yıldır çözülemeyen sır; Şems-i Tebrizi cinayeti...

Yedi yüz yıldır süren bir sevda; Şems-i Tebrizi ile Mevlânâ
Bab-ı Esrar sadece bir gerilim romanı değil, aynı zamanda bir sırlar kitabı. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk arasında, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor.
Dünyayı, yaşamı, inancı ve aşkı, yeniden düşünmemiz, yeniden araştırmamız, yeniden okumamız için...