19 Ekim 2011 Çarşamba

Mükemmel Düzen

             Dünyanın ne kadar görkemli bir düzeni var. Bu düzene ayak uydurmak kolay mı? Elbette kolay değil. İnsanlar da dünyanın muhteşem düzeni içinde sakarlıklar yaparak ilerliyorlar. Yollar, köprüler, binalar vs vs, her şey insan elinden çıkma ve kusursuz değil. Ama tabiat, doğa öyle mi? Tek bir aksaklık, tek bir kusur mevcut değil. Her şey kuralına, her şey düzenine göre işliyor, hiç bir ayrıntı unutulmamış, hiç bir varlık sırasını karıştırmıyor. Evren insanlığa hizmet ediyor, tıkır tıkır işleyen, hiç teklemeyen ve teklemesi imkansız olan bir saat gibi.

             Tereddüt etmeden, olacak mı olmayacak mı diye düşünmeden bırakıveririz doğanın kollarına kendimizi. Bu ağaç yeşerecek mi, meyve verecek mi, toprak canlanacak mı, karınca yemini bulabilecek mi, leylekler göçecek mi, yapraklar sonbaharda dökülecek mi diye düşünmeden yaşarız doğayı. Sadece yaşarız. Çünkü biliriz ki doğa, muhteşem düzenini hiç bir zaman aksatmaz, insanoğlu gibi sakarlıklar, hatalar yapıp acaba dememize fırsat vermez. Her şey zamanına, sırasına amacına uygun gerçekleşir.



              Güneşimiz bizi ısıtmaktan, geceyle gündüzümüz bıkmadan usanmadan yer değiştirmekten, yıldızlarımız tüm güzelliğiyle parlamaktan, dünyamız şikayet etmeden dönmekten asla vazgeçmez, işleyişlerinden bir an bile taviz vermezler.



               İneğimiz süt vermekten, tavuklarımız yumurtlamaktan, horozumuz ötmekten, adını bildiğimiz bilmediğimiz milyonlarca hayvan görevlerini yerine getirmekten asla gocunmazlar.

              Çiçekler açar, ağaçlar yeşerir, meyveler olgunlaşır, toprak canlanır ve emrimize amadedir.


              Gelgelelim ki bu düzen içinde insanoğlu sakarlıklar ve hatalar yapmaktan bıkmaz usanmaz, hiç bir zaman bu düzeni örnek almayı beceremez. Kendi beceremediği gibi bu düzenin aksaması içinde elinden geleni yapar. Ağaçlar kesilir, hayvanlar öldürülür, doğanın sundukları hor kullanılır. Am abuna rağmen doğa asla bize küsmez ve sunduklarından vazgeçmez.

10 Ekim 2011 Pazartesi

Aklından Bir Sayı Tut!!


                  Kitap okumayı da kitapçılarda gezinmeyi de çok seviyorum..Her hafta uğradığım kitapçıda, her seferinde gözüme takılan ama nedense bir türlü almaya karar veremediğim bir kitabı sonunda dayanamayıp aldım..Aslında daha çok tavsiye üzerine kitaplar okumayı tercih ediyorum ama bu kitabı bi kaç hafta en çok okunanlar arasında görünce dayanamadım..

                  Aslında kitabı okumamda beni etkileyen en önemli faktörlerden biri de, kitabın merak ettiren kapağı ve arka kapak yazısıydı..(Orijinal kapağını görünce biraz şok oldum ama, neden orijinalini kullanmamışlar merak ettim doğrusu..)


         


 Arka Kapak:
           Bir adam, posta kutusuna bırakılmış imzasız bir mektup alır. Mektupta şöyle yazmaktadır: “Aklından herhangi bir sayı tut – 1 ila 1000 arasında herhangi bir sayı.” Adam öylesine 658 sayısını tutar. Not şöyle devam etmektedir: “Sırlarını nasıl bildiğimi göreceksin… Küçük zarfı aç.”

“Aldıklarını geri vereceksin
Vermiş olduklarını aldığın zaman.
Biliyorum ne düşündüğünü,
Ne zaman uyuduğunu,
Nereye gittiğini,
Nereye gideceğini.
Seninle bir randevumuz var,
Bay 658.”

Sıradanlıklara meydan okuyan, anında başınızı döndürecek ve ilgi çekici karakterlerinin kalp atışlarını tüm gerçekliğiyle hissedeceğiniz bir kitap – Aklından bir sayı tut kolay kolay unutmayacağınız bir roman.

                  Arka kapağı merak edenler olmuştur tabiki..Fazla merak ettirmeden paylaşayım dedim..Kitabın polisiye olabileceği pek aklıma gelmemişti doğrusu..Sayılar gizemler..Bir oyun oynandığı kesindi ama nasıl bir oyun..Tabiki kitabı okurken kendimi dedektiflerin, polislerin, cinayetlerin ortasında buldum..

                  Kitabın kurgusu gayet başarılıydı, bazı eksiklikler vardı tabiki, bunu yazarın ilk romanı olmasına bağlayabiliriz belkide..Olaylar akıcı merak ve şüphe uyandıran bir şelikde işlenmişti. Çevirinin pek güzel olmadığını duydum, ne kadar doğru bilmiyorum ama, bir romanı orijanlinden okuyabilmek her zaman ayrıcalıktır tabiki..
                  Kitabı beğendin mi diye sorarsanız beğendim, okunmaya değer sürükleyici ve akıcı bir kitap ama mükemmel de diyemem doğrusu..Popüler, çok satan, çok konuşulan bir kitabı okumayı seviyorsanız kaçırmayın derim..Yorumlardan anladığım kadarıyla bu kitap daha çok satılacak ve konuşulacağa benziyor..
                  Kitabın içeriği hakkında pek konuşmamaya özen gösterdim..Eminim okumak isteyenler olacaktır, tadını kaçırmayalım şimdi değil mi?

          Yazarı merak edenler için John Verdon:
          John Verdon, Manhattan'daki bir çok reklam şirketinde yöneticilik pozisyonunda çalıştı. Ancak, kısa bir süre önce, bir gün hikayesindeki kahraman gibi eşiyle birlikte NewYork'un şehirden uzak kırsal bir kesimine taşındı. Yazarın ilk romanı olan 'Aklından bir sayı tut', yirmi ülkede en çok satanlar arasında ve uluslararası bestseller olmuş.

         John Verdon has held several executive positions with Manhattan advertising firms, but like his protagonist, he recently relocated with his wife to rural upstate New York. Think of a Number, his first novel, was an international bestseller, soaring to the top of bestseller lists in twenty countries.

Son olarak sizinle kitabın ingilizce tanıtım videosunu paylaşmak istiyorum.

Dipnot : Bu arada yazarın ikinci kitabı "Shut Your Eyes Tight"-Gözlerini Sıkı Yum(kendi çevirim) çıkmış..Bu kitaptan da başka bir blogda bahsederim belki..Kim bilir:)

3 Ekim 2011 Pazartesi

Merhabalar...

Merhabalar...

Biraz eğlenceli, biraz duygusal, biraz hayattan, biraz hayalden...Anlatacak, karşılıklı fikir alışverişinde bulunacak, paylaşılacak o kadar çok kafamıza takılan konu var ki hayatımızda...Bazen nerden başlayacağımızı, kime anlatacağımızı bilmesekte salıveresi geliyor insanın içindekileri..Kimi zaman yaşananlar, kimi zamanda sadece kafamızın içinde biriktirdiklerimiz dökülüveriyor yüreğimizden yazılarımıza..

Pek duygusal bir açılış yazısı oldu nedense..Okuduğunuzda beni fazla duygusal bulacaksınız ama aslında öyle değilim, eğlenceli bir tipim..Belkide dışarıya yansıttığım bu yönüm..Kim bilir? En iyisi beraber keşfedelim..

Hoşgeldiniz..


Hoşgeldiniz...