""Yunus Emre Hazretleri'nin vefatından sonra Sarıcaköy'den ayrıldım. Karaman'da oğlunu buldum, onunla görüştüm. Fikrimi söyledim ve gerek kendisi, gerekse babası hakkında bazı tamamlayıcı bilgiler istedim. Sağ olsun, elinden gelen yardımı esirgemedi. Onun anlattıklarıyla babasınınkileri birleştirdiğimde "Bizim Yunus"un gariplik ve miskinlik içinde yaşamış bir insan-kâmil olduğunu gördüm. Huyu güzel, işi güzel, bilgisi güzel ve sözü güzeldi. Sanki Kaf Dağı'ndan Anadolu bozkırlarına tenezzül etmiş bir Simurg, Allah'ın bir zaman için yeryüzüne koyduğu bir ayna idi. O, bu yurtların gözbebeği idi. Ve elbette gözbebekleri her şeyi görür ama kendisi görmez.. Bu hayatı gizli kaldı. Okuyacağınız satırları hep onun anlattığı gibi kaydettim; çünkü gözlerinizi onun gözbebeğinize çevirmenizi istiyorum. Her ne ki o ve oğlu anlattı, ben burada naklettim. Söz onlarındır, yazı benim.""
İşte böyle başlamıştı Molla Kasım "Bizim Yunus"u anlatmaya. O bozkırın nadide bir gülüydü. Kendi bile uzun zaman farkında olmamıştı, ne kadar kıymetli bir aşka eriştiğinin. Şiirleri, gönlünden taştı durdu da, hocasından icazet almadan dile bile gelmedi. Dünyadan geçmiş, kendinden geçmiş, fakat eşi ve oğlunun hasretinden geçememişti, yıldızını güneşe katarak Allah'a yürümüş, şiirleri dilden dile dolaşmış, günümüze kadar gelmişti..
İşte böyle anlatılıyordu, İskender Pala'nın Od'unda.. Odun ki ne odun.. Od(ateş)-Un(Ateş veren şeydi)..
Yunus Emre'de yıllarca odun taşıyarak, bilmem zikri çekerek ulaşmıştı bu aşk ateşine.. Yunus Emre'nin hayatı bütün samimiliğiyle, bütün sadeliyle yazıya gelmişti, Molla Kasım'ın anlatımıyla.
Bir garip derviş, eşini ve bir oğlunu Moğolların istilalarında toprağa vermiş, bir oğlunu da yine Moğollar kaçırmıştı. Yıllarca küçük oğlunu, İsmail'ini aradı Yunus Emre. Anadolu'da dolaşmadığı toprak kalmadı yıllarca, 70 li yaşlarında son kez dua etti, oğlumu bir kez olsun dünya gözüyle göreyim diye ve oğlunu bulduğu gün, gözlerini tamamen kaybetti.
Öyle güzel, öyle ibretlik hikayeler vardı ki kitapta, etkilenmemek elde değildi, dili yalın, akıcı, elden bırakmak istenmeyecek bir kitap. Eşinin ve oğlunun bu kadar erken dünyadan göçüp gitmesine o kadar çok üzüldüm ki, İsmail'inin başına gelenleri o kadar çok merak ettim ki, oğluna kavuşmasını o kadar heyecanla bekledim ki.. Bende bozkırda Yunus Emre'yle bütün hayatını paylaştım, bütün duygularını zerre-i miskal olsada tattım.. İşte böyle bir kitaptı OD.. İskender Pala'nın kalemine sağlık..
ŞÖYLE HAYRAN EYLE BENİ
AŞKIN ODUNA YANAYIM
HER NE YANA BAKAR İSEM
GÖRDÜĞÜM SENİ SANAYIM


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder